Kürtaj nedir?

Kürtaj nedir?

Basit olarak tanımlamak gerekirse kürtaj, istenmeyen bir gebeliğin sonlandırılmasıdır. Kürtaj operasyonu istenmeyen gebelikler haricinde, istemli ya da istemsiz düşük sonrasında kalan doku parçalarını ve gebe olmayan hastalarda ise rahim içindeki dokuları almak için de uygulanmaktadır. Kürtaj işlemi İzmir’de bulunan kliniğimizde, Op. Dr. Fatma Horasan tarafından vakum yöntemi sayesinde ağrısız ve acısız bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Vakum yöntemi modern tıbbi cihazlar yardımı ile uygulanan hijyenik bir kürtaj yöntemidir.

Vakum yöntemi ya da emmeli kürtaj en yararlı ve koruyucu cihazlı kürtaj yöntemidir. 2013 yılı içerisinde Almanya’da gerçekleştirilen bütün kürtajların %70,4’ü bu işlem kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Kürtaj işlemi yasal mı?

Kürtaj işlemi belirli bir gebelik dönemine kadar tamamen yasaldır. 14 Aralık 1983 tarihli Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzüğün 3. Maddesinde “Gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar kadının sağlığı açısından tıbbi sakınca olmadığı takdirde, istek üzerine rahim tahliye edilir. Rahim tahliyesi, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarınca yapılır. Ancak, Bakanlıkça açılan eğitim merkezlerinde kurs görerek yeterlik belgesi almış pratisyen hekimler, kadın hastalıkları ve doğum uzmanının denetim ve gözetiminde menstrüel regülasyon yöntemiyle rahim tahliyesi yapabilirler”  hükmü yer almaktadır. Türkiye’de kürtaj kararını anne ve babanın birlikte alması gerekmektedir. Yalnızca tek bir ebeveynin rızası ile gebeliğin sonlandırılması yasak olarak mümkün değildir. Eğer gebelik yaşayan birey 18 yaşından küçük ise ebeveynlerinin izni olmadan kürtaj işlemini gerçekleştiremez.

Kürtaj nasıl yapılır?

Kürtajın birçok yöntemi bulunmaktadır. Alsancak’taki kliniğimizde vakum yöntemi ile kürtaj işlemi gerçekleştirilmektedir.  Vakumlu kürtaj en sık uygulanan kürtaj yöntemidir. İşlem gerçekleştirilmeden önce rahim ağzının etrafı lokal anestezi yardımı ile uyuşturulur. Muayene aletleri ile vajina ağızı genişletildikten sonra rahim içerisine küçük plastik bir tüp yerleştirilmektedir. Rahme yerleştirilen bir plastik vakum enjektör ile rahim içeriği çekilir.

Kürtaj sonrasında ilaç ve antibiyotik kullanılmalıdır. Operasyondan beş gün sonra ultrason ile bir kontrol gerçekleştirilmektedir. Enfeksiyon kapma tehlikesi nedeniyle belirli bir süre cinsel ilişkiye girilmesi sakıncalıdır. İzmir Alsancak’ta bulunan kliniğimizde Jinekolog Op. Dr. Fatma Horasan tecrübesiyle, ağrısız ve sancısız şekilde kürtaj işlemi gerçekleştirmeniz mümkün.

Kızlık Zarı Dikimi ve Onarımı

Kızlık Zarı Dikimi ve Onarımı

Kızlık zarı veya himen, (eski yunan evlilik ve düğün tanrısı Hymenaeus’tan) kadınlarda dış cinsel organın girişini kaplayan 2-3cm kadar içeride, 2-3 mm inceliğinde zarımsı bir doku kıvrımıdır. Oldukça çeşitli şekiller alabilen bu doku genellikle vajina girişinde ve hilal şeklindedir ve de ince kılcal damarlarla çevrilidir. Kızlık zarı, isminden dolayı zar gibi düşünülse de aslında bir zar değildir. Gebeliğin 7 ve 12inci haftaları arasında embriyoda dış cinsiyetin gelişmesi gözlenir. Bu sırada embriyodaki genital duvarlar birleşip yapışarak erkeklerde testis torbasını oluştururken dişilerde bu duvarlar ayrılarak küçük (labia minora) ve büyük (labia majora) dış dudakları oluştururlar. Ancak ayrılma sonucu ortada kalan zarımsı doku kızlık zarı adı verilen yapıları oluşturur. Anatomik olarak bilinen bir fonksiyonu yoktur. Bu doku ilk cinsel ilişki sırasında anatomik yapıya göre esneyip genişler veya laserasyona uğrar ve kanar. Bu sebepten pek çok toplumda kızlık zarı ile kadının bekâreti ilişkilendirilir. Kızlık zarının hasara uğramış olması kadında bekâretin bozulduğuna kanıt olarak görülür. Ancak kadınlarda ve ergenlik sonrası kızlarda kızlık zarını inceleyerek bekârete veya daha önce cinsel ilişkiye girildiğine dair bir sonuca varmak mümkün değildir. Kızlık zarının yapısı ve şekli embriyo döneminde belirlenir, her 100 kadından 5'i kızlık zarı hasarlı olarak doğmaktadır. Bu 5 kadındn 1'i zar olmadan doğarken; 4'ü kızlık zarı tamamlanmamış olarak doğmaktadır. Yapılan araştırmalara göre kadınların yarıya yakın bir kısmında ilk cinsel ilişki sırasında kanama olmamaktadır.


ÇEŞİTLERİ

Kızlık zarı pek çok anatomik varyasyona sahiptir.

Anüler Hymen (Yuvarlak halka): Kızlık zarı yuvarlak halka şeklinde olup ortasında yine halka şeklinde bir delik bulunur. Ortadaki delik çok büyük bir penisin geçişine rağmen zar yırtılamayabilir. Bu durumda “hymen duhule müsait” denir. Halk arasında ise “esnek zar” tabiri kullanılır. En sıklıkla görülen hymen şeklidir(%60-95 oranında)

Kresentrik Hymen (Yarımay): Zar yarımay şeklindedir. Üst kısımda zar daha incedir veya hiç yokken arka kısımda belirgindir. Görülme sıklığı %3.5 ile %20 arasında değişmektedir. Bu tür zarlar genelde ilişki sırasında yırtılmaz.

Septalı Himen (Ara bölmeli): Kızlık zarının orta kısmında boşluğu bölen, zara ait ara bir doku parçası vardır. Görülme sıklığı %1.5-5 arasındadır.

Kribriform himen (Çok delikli, kalburumsu): Hymenin ortasında tek değil birden fazla delik vardır. Bu görüntüsü ile adeta bir “kalbura” benzer. Görülme sıklığı %1'den daha azdır.

İmperfore himen (Deliksiz): Hymenin ortasında delik yoktur ve vajina girişi tamamen kapalıdır. 2000 kızın birinde görülen bir durumdur. Bu zara sahip kızlar hiç adet kanaması görmezler. Normal şekilde gerçekleşen kanama vücut dışına atılamaz ve hymen arkasında vajina içinde birikir. Oldukça ağrılı bir durumdur ve mutlaka cerrahi bir işlemle açılması gerekir.

Mikroperfore himen (Küçük delikli): Zarın ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanaması olur ancak oldukça ağrılıdır. Bazen cerrahi müdahale ile açılması gerekebilir.

Multipar himen (Doğum yapmışlarda bulunan): Normal doğum yapmış kadınlarda kızlık zarı doğuma bağlı yırtılır ve geriye kalan kısımlar “karinkül (hymen artığı)” olarak adlandırılır.

Ayrıca kızlık zarının çok kalın yahut esnek olmayan sekilde gelişmesi durumunda ilişkiye engel durum yaratacağından ötürü jinekolog tarafından bir müdahele gerekebilir. Kızlık zarı en kolay bebeklik ve ergenliğe ulaşılmadan önce çocukluk sırasında görülür. Ergenlik sonrası incelir yahut kendi üzerine katlanır. Kızlık zarınnın şekli tarif edilirken adli tıp doktorları tarafından saat kadranı kullanılır. Sırt üstü yatmış hasta da saat 12 pozisyonun üretranın altında ve saat 6 pozisyonu anüse yakın olarak bulunur.


MERAK ETTİKLERİNİZ

Kızlık zarı ilk cinsel ilişkide mutlaka kanar mı?

Hayır. Kızlık zarı kısmen esnek olmasına karşın, vajinanın içine girilen ilk ilişkide kolaylıkla yırtılan ve kanayan damarlardan zengin bir anatomik yapıdır.Ancak kızlık zarının özgün yapısı bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve birden çok defa ilişkide bulunsa bile zarda yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlara “duhule (geçişe) müsait zar” adı verilir. Halk arasında ise “esnek zar” veya “elastik zar” olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılacaktır. Diğer taraftan kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir. Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.

İlk gecede kızlık zarı kanaması miktarı neye bağlıdır?

İlk gecede kızlık zarı kanaması çok az olabilir, hiç olmayabilir veya normalden fazla miktarda olabilir. Bu durum kızlık zarının yapısı ve türü ile yakından ilişkilidir.Bazı yüksek kenarlı, fazla damarlı ve etli (kalın) kızlık zarları normalden fazla kanayabilir. Hatta bazan bu durumlarda bir takım cerrahi müdahaleler gerekebilir. Ancak bu tür olumsuzluklar oldukça nadir görülmektedir.

Kızlık zarının yırtılması (bekaretin kaybı) ağrıya neden olur mu ?

Çoğu zaman kızlık zarı bozulması (bekaretin kaybı) sırasında hiç bir ağrı hissedilmemaktadir. Ancak bazı kadınların ilk ilişki sırasında kendilerini kasmaları sonucunda veya kızlık zarının normalden kalın – yüksek kenarlı olması durumlarında ağrı ve kanama beklenilenden fazla olabilir. Ağrı biraz da kişinin ağrı eşiğinin düşük olması ile ilişkilidir. Genel olarak kızlık zarının yırtılması sırasında dayanılmayacak kadar çok bir rahatsızlık olmaz. Burada erkeğin davranışı ve yaklaşımı da son derece önemlidir. İlk ilişki ister istemez her kadında endişe ve korku sebebidir. Erkeğin yavaş, anlayışlı ve yumuşak davranışı olayın ağrısız olmasını sağlar. Ayrıca her ilişkide olması gerektiği gibi ilk ilişkide de “ön sevişme” denilen kısım mümkün olduğunca uzatılarak vajenin yeterince ıslanmasının sağlanması, ilişkinin daha rahat ve ağrısız olmasına neden olacaktır.

Kızlık zarı sürtünme ile bozulur mu?

Kızlık zarı sürtünme ile bozulmaz. Yalnızca içeriye yabancı bir madde sokulması, vajinaya darbe alınması veya penisin girmesi ile yırtılma olmaktadır.

Mastürbasyon kızlık zarına zarar verir mi?

Hayır. Vajina içine bir şey sokmaya denenmediği taktirde, dıştan mastürbasyon kızlığa zarar vermez.

Kızlık zarı kendi kendine iyileşir mi?

Hayır. Bir kez zedelenen kızlık zarı daha sonra hiç ilişki olmasa bile kendi kendini onarmaz.

Kızlık zarının bozulduğu nasıl anlaşılır ? “Bekaret kontrolü (bekaret kontrolü)” nasıl yapılır?

Kanamanın olup olmaması ile kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz, bu ancak bir kızlık zarı (himen) muayenesi ile anlaşılır. Muayene son derece kısa ve ağrısız bir işlemdir. Bunun için uzman jinekolog gazlı bez ile büyük dudakları çekerek kızlık zarını gözlemler, böylelikle kişinin bakire olup olmadığı anlaşılmış olur. Kendi kendine kızlık muayenesi olmaz. Ayna ile hymeni görebilirsiniz ancak bunu yorumlamak bir deneyim gerektirir. Bazı durumlarda bir jinekolog bile buna karar veremeyebilir ve “kolposkopik incelemeye” gereksinim duyabilir. Kolposkop, vajenin, rahim ağzı ve dış genital organların bir mikroskopla büyütülerek incelenmesini sağlayan cihazdır. Özellikle “doğal çentik” bulunan hymenlerde bekaret kararını vermek güç olabilir.

Kızlık zarı bozulmadan gebelik oluşabilir mi?

Evet. Gebelik oluşması için kızlık zarının bozulması şart değildir. Önceden anlatıldığı gibi esnek olan bir zar tam bir cinsel ilişkide bozulmamış olmasına karşın gebelik oluşabilir. Diğer bir olasılık da yine ender görülmesine karşın erkeğin kızlık zarına çok yakın bir yere boşalmasıdır. Spermler kamçılarıyla hareket eden hücreler olduklarından vajinanın girişinden rahim ağzına ve buradan da tüplere geçerek yumurta ile karşılaşıp birleşerek (döllenme sonucu) dış gebelik de dahil olmak üzere gebeliği başlatabilirler. Bu nedenlerle tam bir ilişki olmasa bile (dışarıya boşalma ile) gebelik şansı düşük gibi görülse de bu şans hiçbir zaman sıfır değildir.

Kızlık zarı bozulmadan muayene ya da kürtaj yapılabilir mi?

Evet. Zar yapısı uygun olan -yani açıklığı geniş olan- kişilerde hymen yapısına zarar vermeden “spekulum incelemesi” hatta kürtaj dahi yapılabilir.

Kızlık zarı dikimi yapılabilir mi?

Evet.Kızlık zarının dikilmesi işlemine “hymenoplasty” ameliyatı adı varilir.

Hymenektomi (Hymenektomi) Nedir?

Hymenektomi (Himenektomi) “kızlık zarının cerrahi bir kesi ile çıkartılması” işlemidir. Özellikle yeni evli bayanlarda ilişki sırasında aşırı bölgesel hassasiyet veya darlık olması sonucunda ilişki dayanılmaz ağrılı bir hal alabilir. Bazen de kızlık zarının normalden kalın bir şekilde olması da ağrıyı arttırıcıdır. Bu tür durumlar, kadınlarda ağrının normalden fazla hissedilmesi sonucunda vajina ve kasık bölgesinde kasılmalara yol açarak penisin içeriye girmesini engeller ve ilişkiyi daha ıstıraplı hale getirir. Bazen de ilişki tamamen imkansız bir hale gelebilir (Vajinismus). Bu gibi durumlarda himenektomi -yani kızlık zarının cerrahi olarak kesilerek çıkartılması- ile problem aşılabilir.

Hymenektomi nasıl yapılır?

Cerrahi işlem öncesi basit bir takım testlerle ağrıya duyarlı bölgeler tespit edilip genellikle lokal anestezi ile (bölgesel uyuşturularak) bu bölgenin çıkartılması ve/veya vajen girişinin bir miktar genişletilmesi cinsel ilişkide ağrı problemini tümden giderecektir. İşlemden aşırı korkan kişilerde nadiren de olsa genel anestezi ile uyutularak da işlem yapılabilmektedir. İşlem ortalama olarak 10-15 dakika kadar sürer. Genelde kesilerek çıkartılaran bölgeye dikiş atılmaksızın basit bir tamponaj ile kanama durmaktadır. Tecrübeli ellerde operasyonun riskleri yok denecek kadar azdır.

 

Kürtaj Hakkında Merak Edilenler

Kürtaj, istenmeyen ya da sağlıksız gebeliklerin sonlandırılması için uygulanan bir yöntemdir. Duygusal kaygıların yanısıra cerrahi operasyonun yarattığı baskı da hastalar için büyük bir stres kaynağıdır. Kadın hastalıkları doğum ve tüp bebek alanındaki tecrübelerimden yola çıkarak Op. Dr. Fatma Horasan olarak sizler için kürtaj işlemi hakkında merak edilenleri, sorulan soruları ve cevapları ele aldım. Kürtaj işlemine karar verirken aklınıza takılan sorularınızın cevaplarını bu yazımızda bulabilirsiniz. Eğer merak ettiğiniz konu aşağıda yer almıyorsa bize ulaşabilir ve detaylı bir şekilde bilgi alabilirsiniz.

Kürtaj işlemi ne zaman yapılabilir?

Ülkemizde 10 haftaya kadar olan gebelikler, isteğe bağlı yasal olarak sonlandırılabilir. Gebeliğin kesin olarak kaç haftalık olduğu ultrasonografi yöntemi ile tespit edilebilmektedir. Bu işlemi gerçekleştirmek için öncelikle bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulmalıdır. Burada hekim kontrolünde genel ve kadın hastalıkları için sağlık durumunuz incelenecek ve kürtaja engel olabilecek bir problem var ise tespit edilecektir. Anormal bebek tespiti ya da hamileliğin annenin hayatını riske atması gibi durumlarda gerekli kanuni evrakların hazırlanması ile birlikte tıbbi bir zorunluluk olarak her aydaki bebek alınabilmektedir.

Gebelik ne zaman başlar? Gebelik yaşı nasıl hesaplanır?

Gebelik ilişki günü değil, son adetin ilk gününden başlar. Yani adet 1 gün geçtiğinde, 4 haftalık gebe denilebilir. Genelde hastalar gebeliği 2 hafta eksik veya fazla hesaplayabilirler. Doğru hesaplama yapmak için son adetin ilk gününe bakılmalıdır.

Gebelik nasıl sonlandırılır? Kürtaj yaparken hangi yöntem izlenir?

Kürtaj işlemi gerçekleştirilirken hastanın durumuna bağlı olarak genellikle genel anestezi, bazı durumlarda ise lokal anestezi uygulanmaktadır. Genel anestezi uygulanması durumunda hasta işlem boyunca uyur ve hiçbir şey hissetmez. Lokal anestezi uygulanması durumunda ise gebelik sonlandırılırken az da olsa karın ve kasık ağısı hissedilebilmektedir. Kürtaj işlemi gerçekleştirilirken sıklıkla kullanılan iki yöntem bulunmaktadır. Bu iki yöntemden kürtaj kaşıkları ile kazıma yöntemi nadir bir şekilde kullanılmaktadır. En sık kullanılan yöntem vakum yöntemi (vakum aspirasyonu) ile gebeliğin sonlandırılmasıdır. İzmir’de bulunan kliniğimizde vakum yöntemi (vakum aspirasyonu) ile kürtaj işlemi gerçekleştirilmektedir. Vakumlu kürtaj son derece hızlı ve ağrısız bir yöntemdir. Kliniğinizde bulunan hijyenik ve modern cihazlar kullanılarak kürtaj işlemi gerçekleştirilmektedir. Kürtaj işleminin başlangıcında damar içerisinde verilen ilaçlar ile genel anestezi uygulanmaktadır. İşlem tamamlandıktan 20 dakika sonra hasta normal hayatına dönebilmektedir.

Kürtaj yaptığımı başkaları bilir mi?

Kürtaj kadının yasal hakkıdır. Mahkeme kararı olmadığı sürece hiç kimseye hiç bir bilgi verilmez. Ancak 18 yaşından küçük bir birey aile kararı olmadan işlemi gerçekleştirememektedir. Evli bir kadın, aynı şekilde kocası ile ortak bir karar vardıktan sonra kürtaj işlemini gerçekleştirebilmektedir.

Kürtaj nerede yapılmalıdır?

Kürtaj işlemi kesinlikle merdiven altı ameliyathanelerde yapılmamalıdır. İzmir’de bulunan son teknolojilere sahip tam teşekküllü kliniğimizde size hizmet vermek için hazırız. Çünkü sağlınız bizim için önemlidir.

Haplarla düşük yapılabilir mi?

Haplarla düşük yapılabilir ama kalan parçaların alınması için rahim içinin kontrolü, yani bir kürtaj gerekebilir.

Düzensiz ve aralıklı kanamalarda ne yapılır ?

Düzensiz ve aralıklı kanamalarda da rahim içinden parça alınır. Histopatolojik tetkike gönderilir. Bunun adı da kürtaj, endometrial kürtaj veya probe kürtajdır.

Kürtaj işlemi ne kadar sürer ?

Vakumlu kürtaj yöntemi yaklaşık 5 ila 10 dakika arasında sürmektedir. Hasta 3 dakika içerisinde geri uyanır ancak bir şey hatırlamaz.

Kürtaj işlemi sırasında bir sıkıntı olabilir mi ?

İşlem sırasında görülen rahim ağzındaki enfeksiyonlar, yara veya şüpheli görünümler için hasta uyarılır. İşlem sonrası kontrolde 1 hafta sonra rahim ağzından sürüntü alınarak rahim ağzı kanser taraması da yapılabilir. Rahim ağzı kanseri erken tanısı kolposkopi denilen ve rahim ağzının görüntüsünü büyüten cihazla belirlenir.

Kürtaj işlemi bittikten sonra ne yapılır?

İşlem tamamlandıktan sonra kanama ve ağrı kontrolü yapılmaktadır. Tansiyon nabız da kontrol edildikten sonra hasta gönderilir.

Kürtajdan sonra kontrol yapılmalı mıdır?

İşlemden 5 gün sonra ultrason kontrolü şarttır. Kanama, enfeksiyon, parça kalması yönünden kontrol edilir. Çünkü 1 milimetrelik kalıntı bile kanama yapabilir.

Kürtaj işleminden sonra spiral takılabilir mi?

İşlemden sonra spiral takılabilir, fakat rahim ağzı kanser tarama testi yani smear yapılmış olmalıdır ve kanama olmamalıdır.

Kürtajın yan etkisi olur mu ?

İşlemden sonra 5-7 gün içinde hormon çekilme kanaması görülebilir.

Kürtajdan sonra ne zaman adet görülür ?

30-45 gün sonra adet görülür.

Kürtajdan sonra ilaç kullanılmalı mıdır ?

İşlemden sonra ilaç, antibiyotik kullanılması gerekmektedir.

Kürtaj işleminden sonra ilişkiye girilebilir mi?

Enfeksiyon kapma tehlikesi sebebiyle, işlem sonrası bir süre ilişkiye girmek yasaklanır.

Kürtaj kadının kararıyla yapılır mı? Eş onayı gerekir mi?

Hasta 18 yaşını bitirmiş ve bekar ise kendi imzasıyla tahliye olur. Fakat 18 yaşını bitirmiş ve evliyse eş rızası da gerekir.

Kürtajla İlgili Tavsiyeler

1 – Adetiniz 1 gün geçerse gebelik 4 haftalıktır. Son adetin ilk gününden gebelik başlar. Her adetin birinci günü rahim yeni bir gebeliğe hazırlanır. Yasal sınır 10 haftalıktır..

2- Çoğunlukla plastik karman kanül vakumla işlem yapılır.

3- Dış gebelik normal gebelik tanısı için önce ultrasonla bakılır. 4-6 saat oruç olunuz.

4. Kürtaj sonrası araç kullanmayınız. İşinize gidebilirsiniz.

5. Kürtaj 10-15 gün sonra tekrar yumurtlama olabildiği için korunma yöntemi uygulamak gerekir.

6. RH uyuşmazlığı varsa 72 saat içinde Anti D uyuşmazlık iğnesi yapılmalıdır.

7. Gebelikten korunmak için korunma yöntemlerini Doktordan , kendilerine uygun korunma yöntemi uygulanmaktadır.

8. Kürtaj sonrası kısırlık olmaz. Kontrole 5-10 gün içinde geliniz.

9. Ateş-kanama çok ,kötü kokulu akıntı olursa hemen Doktorunuzu arayınız.

10. İşlemden 3-5 gün sonra hafif bir hormon kanaması, 30-45 gün sonra adet olacak.

11. İşlemden sonra parçalı kanama olması ve kanamanın 7. Günden çok sürmesi durumunda ,Doktorunuzu arayınız.

12. Rahim içinde perde varsa, gebeliğe ulaşılamaz ve devam edebilir mutlaka kontrole geliniz.

13. İşlem sonunda 10 gün cinsel ilişki yasaktır.

14. İşlemden sonra sulu gıdalar tüketiniz. İşlemden 4-6 saat önce de bol sıvı gıda alınız.

 

İnfertilite (Kısırlık)

Düzenli ve korunmasız olarak cinsel birliktelik yaşanmasına rağmen 1 yıl içerisinde gebeliğin meydana gelmemesi durumu İnfertilite, yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır. 1 yıl ya da daha fazla süre içerisinde gebelik gerçekleşmediyse infertilite (kısırlık) göz önünde bulundurulmalıdır. Tedavinin gecikmemesi adına 30 yaş üzerindeki hastalarda yukarıda 1 yıl olarak belirlenen bekleme süresi 6 aya kadar indirilebilmektedir. Adet düzenliği ya da taraflardan birinde hali hazırda belirlenmiş kısırlık sorunu bulunmakta ise daha kısa sürede tedaviye başlanabilmektedir. Kısırlık dünya genelinde görülen bir problemdir. A.B.D.’de 15-44 yaşta evli çiftlerin %8,4’ü (5 milyon) kısırlıktan mağdurdur. 20-24 yaş arası kadınların % 7‘sinde ve 40-44 yaş arasındaki kadınların % 29unda infertilite görülmektedir.

İnfertilite (Kısırlık) Nedenleri:

1-    Yumurtlamanın olmaması % 10-15

2-    Fetus (karın içi) faktörler % 30-40

3-    Rahim ağzı ile ilgili faktörler %10-15

4-    Erkeğe bağlı faktörler %30-40

5-    Açıklanamayan %10

Hastalığın Değerlendirilmesi

Erkek ve kadın beraber değerlendirilmelidir. Muayane ve ayrıntılar, hastalık öyküleri değerlendirilir. Cinsel ilişki sıklığı, ilişkinin doğru olup olmadığı, ilişkide zorluk, erkekteki ilişki problemi, ilişkideki kayganlaştırıcı maddelerin (Labrihan) kullanımı araştırılmalıdır. İnfertilite hastalarının neredeyse %5-10’luk kesiminde hastalığa dair hiçbir neden bulunmamaktadır. Bu duruma açıklanamayan infertilite denilmektedir. Yumurta kalitesi, tüplerin işlevselliği ya da spermler ile ilişki olarak yapılacak değerlendirmeler sonucunda tedavi uygulanmaktadır.

Hastaların % 10‘ unda belirli bir neden bulunamaz! Normal cinsel aktivitesi olan çiftlerde aylık döllenme hızı (bir adet döneminde gebelik elde etme) %20‘dir.

Temel kısırlık değerlendirmesi şu maddeleri içerir:

1-Sperm analizi: 48 saat cinsel ilişki yasağı sonrası alınmalıdır.

2-Bazal vücut ısısı çizelgesi: Kadının sabah uyanır uyanmaz derecesi saptanır ve çizelgeye yazılır. Yumurtlama sırasında yükselen progesteron bifazik sıcaklık eğrisi oluşturulur.

3-Postcoital (PCT): Sperm ile rahim ağzı salgısı arasındaki etkileşmenin doğrudan analizini sağlar ve sperm kalitesi hakkında kaba bir fikir verir.

4-HSG (Rahim filmi) : Rahim ve yumurtalıkların anotomik değerlendirilmesinde önemlidir. Adetin hemen bitiminde çekilir.

5-Rahimden parça alma: Rahimin progesterona cevabını değerlendirir. Ovulasyonu (yumurtlamayı) belirler.

6-Tanı amaçlı: Laporoskopik yapışıklıklar, tüp fonksiyonları, kistler tanımlanır, hemde düzeltici cerrahi işlemler yapılır.

 

İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi

Muayene ve değerlendirme sonrasında nedene yönelik olarak tedavi yaklaşımları uygulanmaktadır. Ayrıntılı değerlendirmeler sonrasında her çift için ayrı bir tedavi yaklaşımı ortaya konmaktadır. Tedavi uzun soluklu bir süreç olduğundan çiftin mental ve fiziksel olarak hazır olmaları oldukça önemlidir. Yumurtlama için yumurtlama sağlayıcı ilaçlar verilir ayrıca prolaktin yüksek hastalarda Bromocriptin verilir.

– Erkeğe bağlı infertilite intrastoplazmik sperm injeksiyonu uygulaması, erkek infertil tezimin tedavisinde çığır açmıştır. Ejahulattan (sperm sıvısı) , testis biopsisinden canlı sperm elde edildiği sürece başarılı gebelik gerçekleştirilebilir. Erkek sperm bulguları, bir ürolog tarafından değerlendirilmelidir.

– Endometriozis, kısırlık kadınlarında % 40 görülür. Tanısı ve evrelenmesi laporoskopi ile yapılır. Tedavi cerrahi olarak yakma, GnRH analogları, danazol, aralıksız doğum kontrol hapı verilmesi gibi gebeliği önleyici tedavileri içerir. Ağır olgularda IVF veya Gamet Intrafallopian Transfer gibi tüp bebek yöntemleri uygulanabilir.

– Erkek ve kadın üreme sistemi enfeksiyonları da kısırlık nedenleri arasında sayılmaktadır. Chlamidia ve gonore ana etkenlerdir. Tedavide kadın doğum uzmanı (kadınlar için) ve ürologlara ( Erkek için ) danışılmalıdır. İzmir Alsancak'ta bulunan kliniğimizde Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Fatma Horasan gözetiminde infertilite (kısırlık) tedavisi uygulanmaktadır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar çeşitli bakteri, virüs, mantar, parazitler nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Bu tür hastalıklar dünya genelinde hızla artış göstermektedir. Bu hastalıkların başlıcaları, HPV, HIV, GONORE yani bel soğukluğu, trichomanas paraziti vb hastalıklardır, yani eşlerin birbirine bulaştırdıkları hastalıklardır. Prezervatif kısmen koruyucudur, hastalıktan ve bulaşmadan tamamen korumaz, Human PAPILLOM VİRÜS-HPV– siğillerle kendini gösterir, siğiller olmayabilir de, siğiller laser, koter, ve bazı solüsyonlarla (podofilin) yok edilebilir. Bazı batı Avrupa ülkeleri, HPV aşısını 9 yaşında kız erkek çocukları aşılamaktadır. Bağırsak, Anüs, Genital, Penis, Mide kanserleri sebebi olabilir, ve bu durum karşısında aşı 3 doz olarak yapılır, yüzde yüze yakın koruyucudur.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların Nedenleri

Cinsel yol ile bulaşan hastalıklar çoğunlukla gelişmekte olan ülkelerde yoğun bir şekilde görülmektedir. Bunun temel nedeni ise bu tür ülkelerde cinsel eğitim programlarının yetersiz olmasıdır. Aynı zamanda cinsel ilişki yaşının düşmesi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde bu tür hastalıkların yayılmasında önemli bir etmendir. Evlilik dışı ya da öncesi cinsel birlikteliklerin yaşanması sonucunda cinsel eş sayısı artmaktadır ve bu da hastalıklar için bir zemin oluşturmaktadır. Aynı şekilde kondom dışında kalan doğum kontrol yöntemlerinin daha fazla kullanılması da cinsel yolla bulaşan hastalıkların riskini arttırmaktadır.

 

SIFILIZ:

Halk arasında frengi diye bilinir. Gebelikte de bakılmalıdır. Hijyeni kötü gebelerde görülmesi sıktır.

Plasentadan geçer ve bebekte sakatlık nedeni olabilir. Tedavide penisilin kullanılmaktadır.

 

GONORE:

Halk arasında bel soğukluğu olarak da bilinmektedir.

Gebelerde düşük, ölü doğum, erken erken doğum, doğum sonrası enfeksiyonlara neden olabilir.

Penisilin ve tetrasiklinle tedavi edilir.

Enfeksiyona clamidia eşlik ederse, tedaviye eritromisin veya azitromisin de eklenir.

 

KLAMIDIA:

ABD de en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalık olarak nitelendirilmektedir. Vaginal kültürle de tanımlanabilir olguların çoğu bulgu vermez.

Gebelerde anne ve bebekte pek çok hastalığa neden olur düşük, erken doğum gibi.  

Gebelikte eritromisin veya azitromisinle tedavi edilmelidir.

 

HPV enfeksiyonu:

Kanser yapıcı virüs olarak da bilinir.

Ağız içi, boğaz, anüs, mide, rahim ağzı kanserlerinden sorumlu tutulan bir virüstür.

Cinsel yolla ve tükürükle de bulaşabilir.

Prezervatif tam koruyucu değildir.

Rahim ağzı ve vagina vulvadaki siğilleri de oluşturur.

AŞI ile korunabilir.

3 DOZ AŞI 4 ayda tamamlanır.

Smear testleri de yapılmalıdır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma ve Tedavi

Cinsel yol ile bulaşan hastalıklarından korunmanın en etkili yöntemi tek eşliliktir. Korunma yöntemleri arasında kondom, doğru bir şekilde kullanıldığında en etkili yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır ancak kondom kullanılsa bile bulaşabilen cinsel hastalıklar bulunmaktadır. Siğiller, uçuk vb. hastalıklar kondom kullanımı olsa dahi bulaşabilen hastalıklardandır. Kondom kullanılırken dikkat edilmesi gereken nokta, cinsel birlikteliğin başından sonuna kadar kullanılmasıdır. Cinsel ilişki sona erdikten sonra kondom, ağzı kapalı bir poşet vb. yardımı ile atılmalıdır. Bu işlem gerçekleştirildikten sonra ise eller dikkatlice yıkanıp temizlenmelidir. Cinsel hastalıkların çoğu teşhis edildikten sonra ilaç yöntemi ile tedavi edilebilmektedir. Ancak şikâyeti ve belirtisi olan kişiler büyük oranda sağlık kuruluşlarına gitmemektedirler. Yine birçok kişide bu hastalıklar semptomsuz bir şekilde gerçekleştiğinden kişi hastalığında farkında olmaz, dolayısı ile tedavi de gerçekleştirilmez. Aynı şekilde bu süreçte ilişkiye girdikleri kişilere hastalığı kolayla bulaştırabilmektedirler. Bu nedenle herhangi bir şekilde hastalık taşındığından şüphelenen ya da şikâyeti olanlar kesinlikle bir sağlık kuruluşuna başvurup muayene olmalıdırlar. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisinin etkili olması, eş tedavisinin de uygulanması ile mümkün olmaktadır.

Menopoz Hakkında Merak Ettikleriniz

Menopoz bütün kadınların hayatının bir döneminde karşılaşacakları bir sorundur. Eskiden bu konuyu konuşmaya çekinen kadınlar, artık bu önemli konuda daha çok bilgilenmek istiyorlar. Bu konuyu okuyup araştırıyorlar. Bilmedikleri konuları da doktorlarına danışmaları gerekiyor. Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Jinekolog Op. Dr. Fatma Horasan menopoz hakkında merak ettiğiniz konulara ışık tutuyor.

1. Menopoz nedir?

Menopoz bütün kadınların yaşayacakları bir dönemdir. Nasıl bebeklik, ergenlik, cinsel olgunluk gibi hayatın dönemleri varsa, menopoz da bunlardan biridir. Dünya genelinde menopoz yaşı 45-55 yaş aralığındadır. Menopoz yaşı kadınlar arasında değişkenlik gösterebilmektedir. Yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye’de ortalama menopoz yaşının 46-48 olduğu tespit edilmektedir. Kadının yaşadığı son adet kesin olarak menopoza işaret etmektedir. Menopoz bazen “hayat değişimi” olarak tanımlanmaktadır. Menopoz yumurtalıkların östrojen yapımını kesmelerinden itibaren gelişen bir hayat dönemidir. Ömür boyu sürer.

Her kadın sabit sayıda yumurtalık folikülleri ile doğar. Menopoz döneminde ise yumurtalıklardaki (overeler) folikül miktari azalmaktadır. Bunun ile ilişki olarak östrojen üretimi de azalmaktadır. Zaman içerisinde östrojen üretimi tamamen sonlanır ve yumurtalıklar küçülür. Daha sonrasında kadının adet döngüsü son bulur, yani üreme yeteneğini kaybeder. Menopoz sözcüğünün kökeni Yunanca mens (ay) ve pause (durmak) sözcüklerine dayanmaktadır. Menopoz Dünya Sağlık Örgütü tarafından “yumurtalıkların aktivitelerini kaybetmeleri sonucu adet döngüsünün kalıcı olarak kesilmesi” olarak tanımlanmaktadır.

2. Menopoz ile Birlikte Görülen Fiziksel Değişiklikler

Menopoz dönemi ile birlikte metabolizma yavaşladığından kilo kontrolü zorlaşmaktadır. Yeme alışkanlıklarındaki değişiklik ve günlük hareketin azalması gibi nedenler de bu duruma etki etmektedir. Menopoz çağına gelen kadınların büyük bir bölümü ev ve iş yaşantılarını düzene sokmuşlardır ve bu nedenle aktivitelerinde azalma olmaktadır. Bu nedenle menopoza giren bir kadın 5-10 yıl önceki haline göre daha kolay kilo alabilmektedir. Ayrıca bu dönemde aşırı stres yaşanması durumunda kortizol salınımını tetikler ve kilo kontrolünü güçleştirir. Sıcak basmaları ve gece terlemeleri en sık görülen belirtilerdir. Uykusuzluk ve huzursuzluk şikâyetleri olabilir. Bir kaç ay – bir kaç yıl bunlar sürebilir. Terlemeler ve sıcak basmaları sıklıkla yüz, boyun ve göğüs üst kısmına yayılır. Çarpıntı, depresyon, cinsel istek kaybı, vaginal kuruluk, eklem ve kas ağrıları bulunabilir.

Menopoz döneminde östrojen eksikliği ile ilişkili olarak deride değişiklikler meydana gelmektedir. Bu değişikliklerden en önemlileri deride incelme ve elastikiyet kaybıdır. Deri incelmesi özellik yüz bölgesinde kendini hissettirmektedir ve bunun ile ilişkili olarak kırışıklarda artış gözlenir. Menopoz öncesinde kadınlar hem testosteron hem de östrojen üretmektedir. Bu dönemde östrojen düzeyi testosteron düzeyine oranla daha fazladır. Kadın vücudunda üretilen testosteron, 5 alfa redüktaz enzimi ile “dehidrotestosteron” hormonuna dönüştürülmektedir. Bu hormon kadın tipi kelliğin temel nedenidir. Erkekte görülen kellikten farklı olan bu kellikte saç kaybı yaygın olarak gözlenmektedir. Menopoz dönemindeki kadınların üçte ikisinde saç dökülmesi meydana gelmektedir. Bazı durumlarda ise sadece saçlarda incelme görülmektedir.

3. Hangi Belirtiler Menopoz Bulgusudur?

Miktar ve süresi değişen, düzensiz adet kanamaları bir gösterge olabilir. Sıcak basmaları, terlemeler, uykusuzluk görülebilir. Yakınmaların şiddeti kadından kadına farklılık gösterebilir. Bu tip bulguları olmayan kadınlar da vardır. Hormon testleri ile menopoz mu değil mi anlaşılabilir.

4. Menopoz Bulguları Ne Kadar Sürer?

Menopoz yaklaşık olarak hayatın 42-45 yaşları arasında başlar ve genellikle fiziksel şikayetler en fazla 8 – 10 yıl sürer. Tipik şikayetler sıklıkla yalnızca birkaç yıl görülür. Bununla beraber uzun süreli östrojen eksikliği sonuçları (kemik kaybı ve kalp hastalığı ritminde artış, vaginal kuruluk, vs.) yaşam boyu sürer.

5. Kemik Erimesi (Osteoporoz)Nedir?

Kemiklerin östorojen azalması ile incelmesidir. Kemik yoğunluğunda ki azalma kırıklara eğilimi arttırır. El bileği, kalça ve omurga en sık östeoporoza bağlı kırık görülen kemiklerdir.1/3 kadında post menopozda kemik erimesi görülür.

Kemik erimesi (östeoporoz) dengeli beslenen sigara içmeyen ve egzersiz yapanlarda engellenebilir. Ancak bazen bu konuda yetersizdir. Yüksek risk görülen olanlarda hormon replasman tedavisi ve kemik yapımını arttırıcı ilaç gerekebilir. Kalsiyumdan eksik diet, sigara, alkol, hareketsiz yaşam tarzı östeoporoz için risktir. Minyon ince yapılı yağ dolgusu az olan beyaz yada Asya ırkından kadınlar östeoporoz açısından daha riskli gruptur.

6. Menopozda İdrar Yoluna Ait Değişiklikler

Menopozda idrar yoluna ait değişiklikler meydana gelebilir. Genel veya local östrojen tedavisi verilir. Vaginal kuruluk, kaşıntı, tekrarlayan vaginal enfeksiyonlar, vaginal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken ağrı, yanma, sık idrara çıkma gibi belirtilerin görülmesi local intra vaginal östrojen tedavisi gerektirir.

7.Menopozda cinsel yaşam

Vajinal duvarlar inceldiğinden cinsel ilişki de ağrı ortaya çıkar. Bu cinsel isteği azaltabilir. Fakat gebelik korkusunun olmayışı da cinsel isteği arttırabilir. Menopoz ile birlikte vajinal sıvı miktarı azalmaktadır. Kuruluk, yanma ve ağrı nedeniyle cinsel istek azalabilmektedir. Vajinal kuruluğun tedavisi için östrojen bazlı lokal ilaçlar uygulanmaktadır. Cinsel hayatın düzene koyulmasında eşin de desteği büyüktür.

8. Menopozda gebe kalınabilir mi?

Menopozda hormon yerine koyma tedavisi sırasında gebe kalınabilir. Bu ilaçların gebelik önleyici etkisi yoktur. Sadece son adet tarihiniz üzerinden bir yıl hatta iki yıl geçtiyse artık doğurgan olmadığınız sonucu ortaya çıkabilir.

Hormon yerine koyma tedavisi (HRT), östrojen takviyesi anlamına gelmektedir. Tedavi sürecinde hastaya düzenli olarak östrojen ve progesteron içeren ilaçlar verilmektedir. Hormon tedavisi, menopoz ile birlikte artan kalp-damar ve osteoporoz gibi hastalıkların azaltılmasına yönelik olarak gerçekleştirilmektedir. Tedavi aynı zamanda menopoz dönemindeki çoğu kadında rastlanan sıcak basması, terleme, çarpıntı halsizlik gibi belirtilere de iyi gelmektedir. HRT, menopoz nedeniyle meydana gelen kemik kayıplarının önün geçer ve kemik kitlesinin artmasına yardımcı olur. Tedavinin cinsel yaşamın hayata olumlu etkisinin yanı sıra, ağız kuruluğu, kötü tat ve diş çürüklerinin azalmasında da etkili rol oynamaktadır.

9. Menopozda yapılması gereken kontroller nelerdir?

Menopozda ilaç alınsın veya alınmasın rutin meme kontrolleri, kemik kontrolleri, rutin kan testleri, ultrason kontrolleri yapılmalıdır.

Sezaryen mi? Normal Doğum mu?

Hangi doğum türünün tercih edilmesi oldukça merak edilen ve araştırılan bir konudur. Sezaryen doğum mu yoksa normal doğum mu? İzmir Alsancak’taki kliniğinde çalışmalarını sürdüren Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Fatma Horasan bu konuya açıklık getiriyor.

İlk olarak normal doğumun gerçekleştirilmesi ihtimali değerlendirilmelidir. Sezaryen birinci tercih olarak görülmemelidir. Doğum anı yaklaştıkça anne adayları endişelenerek yanlış kararlar verebilmektedirler. Normal doğum sezaryene göre daha sağlıklıdır ve doğum sonrası iyileşme süresi daha kısadır. Normal doğumda meydana gelebilecek olan kordon dolanması, oksijensiz kalma vb. olumsuzluklar anne adaylarını korkuttuğundan doğuma yaklaştıkça anneler sezaryene fikrine daha pozitif bakmaya başlıyor. Eğer ortada tıbbi bir olumsuzluk yoksa normal doğum ilk tercih olarak değerlendirilmelidir.

Normal Doğumun Avantajları Nelerdir?

Normal doğumun anne ve bebek açısından sağladığı önemli avantajlar bulunmaktadır. Kadınlar dikişleri olmasına rağmen doğum sonrasında rahat edilebilmektedir. Aynı zamanda aynı gün banyo yapılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Normal doğumun ardından anne kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan bebeğine bakabilmektedir. Bebek emmeyi daha hızlı öğrenmektedir. Annenin doğum sonrasında ideal kiloya dönmesi ve spora başlaması daha kolay olur. Sezaryen esnasında sorun teşkil edebilecek karın için yapışıklıklar normal doğumda meydana gelmez. Normal doğum bir önceki normal doğuma göre kolay ve dikişsiz gerçekleştirilebilir.

Planlanan Sezaryen

Planlı olarak gerçekleştirilen sezaryenler acil sezaryenlere oranla ruh sağlığı ve tıbbi açıdan daha iyi sonuç vermektedir. Bazı durumlarda bebek normal doğumu bekleyecek zamanı bulamadığından sezaryene başvurulabiliyor. Annenin ilk doğumunda bebeğin ters pozisyonda olması, bebeğin 4 kilogramın üzerinde olması, annenin daha önce geçirdiği rahim operasyonları ya da vajinada doğum sırasında bebeğe zarar verebilecek bir enfeksiyon bulunması gibi durumlarda sezaryen doğum öncelikli olarak gerçekleştirilmektedir.

Bebeğin kalp ritmini bozması ya da plasental yetmezliğin görüldüğü durumlarda mecburen acil sezaryene başvurulmaktadır. Sezaryen doğum genel anestezi ile gerçekleştirildiyse gaz çıkarma, yemek yeme be bebeğin emzirilmesi gibi noktalarda gecikmeler olabilir. Sezaryen ile gerçekleştirilen doğumlarda hastanede kalma süresi normal doğuma göre daha uzun olmaktadır. Yine de sezaryene karşı bir ön yargı oluşturulmamalıdır. Zor doğum gerçekleşebilecek durumlarda sezaryen tercih edilebilir.

Sezaryen Sonrasında Normal Doğum Gerçekleştirilebilir mi?

Bazı anne adayları için sezaryen sonrasında normal doğum gerçekleştirmek mümkün olmaktadır. Eğer annenin geçmişinde önceden gerçekleştirdiği bir normal doğum vakası bulunuyorsa bu sezaryen sonrasında normal doğumun gerçekleşebileceğine dair önemli bir bulgudur. Sezaryen alt segmentten ve transvers kesilerek gerçekleştiridiyse, normal doğumdaki yırtılma riski düşmektedir. Annenin pelvik kemik yapısının uygunluğu, yeterli rahim ağzı açıklığı ve bebeğin kilosunun düşük olması durumunda sezaryen sonrası normal doğum gerçekleştirilebilmektedir. Önemli olan nokta ise normal doğuma karar verildikten sonra doğumun kesinlikle bir elektronik bebek kalp atım sistemi ile takip edilmesidir. Bu süreçte hekimin hastanın yanında bulunması da oldukça önemlidir. Bebeğin kalp atışlarında bir düzenlik tespit edilmesi ya da doğumun beklenen hızından yavaş gerçekleşmesi gibi durumlarda normal doğumdan vazgeçilmesi daha bir seçenek olabilir. Sezaryen sonrasında normal doğum gerçekleştirmek isteyen anneler doktorlarına danışarak iyi bir analiz sürecinin ardından karar vermeli ve doğum bulunca doktorlarının yanında bulunabileceği iyi bir hastane tercih etmelidirler.

Pelvik Enfeksiyonlar

Pelvik enfeksiyon nedir?

Pelvik enfeksiyonlar, sıklıkla alt genital sistemdeki mikroorganizmaların aşağıdan yukarıya hazneden rahim ağzına ve oradan da rahim, tüpler ve yumurtalıklara ve hatta karın zarına ve tüm karına kadar ulaşmasıyla ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar akut (acil), subakut (yarı acil) veya kronik (uzun süren) olabilir. Bu enfeksiyonlar kısırlık, dış gebelik, karın içi yapışıklıklar, kronik bel-kasık ağrısı ve karın içi abselere yol açabilir.

Pelvik enfeksiyonların sıklığı nedir?

Üreme çağındaki kadınların %10undan fazlasında pelvik enfeksiyon mevcuttur. Her yıl genç, cinsel aktif kadınların %1i bu enfeksiyona yakalanmaktadır. En sık patojenler Chlamidia Trachomatis ve N.gonoredirz. Her iki etken de cinsel temasla geçer. Enfekte partnerden sonra Gonore 2 hafta içinde, Chlamidia enfeksiyonu ise 2 ay içinde ortaya çıkar. ABD'de 1995 yılında bir çalışmada cinsel aktif kadınların %6'sında bakteriyel cinsel yolla bulaşan hastalık, %8'inde pelvik enfeksiyon hastalığı bulunmuştur. İlk cinsel teması 15 yaşından önce olanlarda, ilk cinsel teması 18 yaşından sonra olanlara göre bakteriyel cinsel hastalık oranı 4 kat, pelvik enfeksiyon oranı 2 kattan fazla bulunmuştur.

Cinsel partner sayısı arttıkça enfeksiyon riski artar. Yaş, ırk, ilk cinsel temas yaşı ve yaşam boyu partner sayısı seksüel geçişli bulaşıcı hastalık riskini arttırmaktadır. Eğitim, yaş, rahim içi araç kullanımı, vaginal duş, rahim filmi çekilmesi ve bakteriyel yolla bulaşan hastalık öyküsü de pelvik enfeksiyon riskini arttırır. Tekrarlama riskini azaltmak için partnerlere de Gonore ve Chlamidia tedavisi, yani bakteriyel enfeksiyon tedavisi yapılır. Enfekte erkek partnerlerin çoğunda bulgu yoktur. Partner tedavisi şarttır. Yaşın genç olması, alt genital enfeksiyonların karın içine kadar ilerlemesinde bazı biyolojik yatkınlıklar oluşturur. Bu biyolojik özellikler, koruyucu antikorların az olması, rahim ağzı salgılarının bakteri geçirgenliğinin fazla olması ve genel mikrop direncinin az olmasıdır.

Rahim içi araç nasıl pelvik enfeksiyon nedeni olur?

Aşağıdan yukarıya enfeksiyon taşınmasını kolaylaştırır. Rahim ağzı savunma mekanizmalarını bozar. Rahim içi araç uygulamadan önce hasta pelvik enfeksiyon yönünden iyice değerlendirilmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir. Rahim içi araç tek eşli ve eşi de tek eşli olan kadınlarda tercih edilmeli ve RIA lı kadınlar sık sık pelvik enfeksiyon yönünden taranmalıdır.

Doğum kontrol hapları pelvik enfeksiyonları nasıl etkiler?

Doğum kontrol hapları Rahim ağzındaki geçiş zonunu genişleterek alt genital sistem enfeksiyonlarını arttırırken, bulgu veren pelvik enfeksiyon riskini azaltır. Tubal enfeksiyon şiddetini azaltır. Çünkü adet kanaması azalmaktadır. Tüplerden her adette geri karına giden kan miktarı da azalmaktadır.

Pelvik enfeksiyon tanısı nasıl olmaktadır?

Geniş bir şikayet ve bulgu spektrumu vardır.

Pelvik enfeksiyonlu kadınlarda en yaygın şikayet:

1-Alt karın ağrısı ve hassasiyet (özellikle yürüme ve cinsel ilişkide)

2-Anormal vaginal akıntı

3-Ateş

4-Titreme

5-Düzensiz vaginal kanama

6-İdrar zorluğu

7-Bulantı-kusma

Pelvik enfeksiyon tedavisinin amaçları nelerdir?

1-Üreme sistemindeki infeksiyon ve inflamasyonun giderilmesi

2-Kalıcı bozuklukların önlenmesi veya en aza indirilmesi örneğin tüplerde yapışıklık ve kısırlık. Olası ajanlara yönelik ampirik antibiyotik rejimleri hızla başlanmalıdır. Tek antibiyotik tedavisi yeterli olmaz, ikili verilir. Rahim içi araç olanlar çıkarılmalıdır.

 

Pelvik enfeksiyondan korunma nasıl olmalıdır?

 

Pelvik enfeksiyonla ilişkili tüplerin kapanması ve kısırlık oluşumunu engellemek istiyorsak enfeksiyonu veya tubalara ulaşmadan tedavi etmek gerekir. Oral kontraseptifler sperm ve bakterilere karşı müköz bariyer oluşturarak potansiyel patojenlere karşı bir derece koruma sağlar.

Tubal enfeksiyonlarin çoğu adet döneminde olduğundan doğum kontrol hapları kanama miktar ve süresini azaltır, tubalarda adet kanının karın içine geri dönüşü (tubal reflu) azalır.

Korunma için bariyer yöntemi kullanmak (kondom, diyafram gibi) Eğitim ve tarama çok önemlidir. Yüksek riskli grupta (çok eşli genç kadın-erkek) IUD, biopsi, HSG ve rahim içi uygulamalarda profilaksi yapılmalıdır.

Gebelikte Görülebilecek Hastalıklar

Gebelikle birlikte görülebilen hastalıklar aşağıdadır ve her gebelikte tanısının konması gerekir.

Gebelik ve Tiroid yani guatr problemi,

Gebelik ve hipertansiyon yani gebelik zehirlenmesi,

Gebelik ve mide barsak hastalıkları.

Gebelik ve her tur kanserler,

Gebelik ve yumurtalık kistleri.

Gebelik ve myomlar.

Gebelik ve cilt hastalıkları.

Gebelik ve kalp damar hastalıkları.

Gebelik ve akciğer hastalıkları.

Gebelik ve karaciğer hastalıklar.

Gebelik ve idrar yolu böbrek hastalıkları.

Bu hastalıklar gebelikte hastanın genel durumu, yaşı, gebelik haftası ve birlikte görülen hastalığın seyrine göre gebelik izlenir ilgili birimden konsültasyon istenir.

Rahim Ağzı Kanseri

HPV virüsü çok yaygın, belirti vermeyen ve çok bulaşıcı virüslerdir. Dünya sağlık örgütüne göre 10 kişiden birinde HPV virüsü vardır. Bir kadının 50 yaşına göre HPV virüsü yakalanma riski %80’dir.

Kadınlarda rahim ağzı kanseri vulva vajina, anüs kanserleri, erkeklerde anüs ve penis kanserlerine yol açabilir. Rahim ağzı kanserinin %100 sebebi bu virüstür. Rahim ağzı kanseri Avrupa’da 2. sıklıkta görülür.

HPV ile ilgili Türk Jinekoloji ve Obstetri Derneği önerileri:

1-9-13 yaş arası kız çocukları hemen aşılanmalıdır. Gelişmiş ülkelerde bu aşı ücretsiz 3 doz yapılmaktadır. Hem kız hem erkek çocuklara.

2- Daha önce aşılanmamış 13 yaş üstü kadınlarda aşılanmalıdır.

3-Smear takipleri devam etmelidir.

4-Aşı öncesi HPV DNA testine gerek yoktur. HIV + hastalar da aşılanabilir.

5-Gebelikte aşı önerilmez.

6-Aşılama döneminde gebe kalınırsa aşının diğer dozları doğum sonrasına ertelenir.

7-Emzirenlere HPV aşısı uygulanabilir.

Ülkemizde temel problem şudur: İlacın SGK tarafından ödenmemesi. Normalde maliyet sorunu olmasaydı okullarda kızamık aşısı gibi yapılması gerekirdi çocuklarımıza. Maliyet sorun olduğundan, bizde sadece belli bir hasta grubu yaptırabilmektedir.

Umarız gelecek yıllarda okullarda çocuklarımız aşıyla bu hastalıktan korunmuş olur.

Tekrarlayan Vulvovaginal Enfeksiyonlar

Tekrarlayan Vulvovaginal Enfeksiyonlar

 

Günümüzde en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. Çok rahatsız edici bulguları vardır. Fiziksel ve emosyonel sıkıntı yaratır. Vaginit çok uzun yıllardır bilinir. Hipokrat tarafından tanımlanmıştır. Her yıl 5-10 milyon kadın vulvovaginit nedeniyle hekime gitmektedir.

Vulvovaginit ve akıntı jinekologlara başvurma nedenleri arasında ilk sıradadır. Candida ABDde en sık 2. sıradaki etken, Avrupada ise 1. sıradaki etkendir. Vaginal Candida enfeksiyonu olan kadınların %25-40ı bulgu vermez, taşıyıcıdır. Hafif akıntı fizyolojik sanılır.

Normal vaginal akıntı kokusuz, berrak, homojen yapıdadır, lökosit içermez.

Vulvo vaginitlerin en sık sebebleri :

1-Bakteriyel vaginozis

2-Trichomonas vaginiti

3-Candida vaginiti

4-Atrofik vaginit

5-Çeşitli enfeksiyon ajanları

6-İrritan maddeler, sabun, tuvalet kağıtları, deterjanlar, tamponlar, vs. Vulvovaginitlerin çoğu kandidal vaginittir (mantar). Çok yaygındır. Kadınların %75i hayatlarının bir döneminde bu enfeksiyonu geçirmektedir. %45i ise birden çok kez kandida atağı geçirir. %5i kronikleşir

Risk faktörleri azaltılmalıdır: Gebelik, diabet, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, oral kontraseptif kullanımı (tartışmalı), stroit ilaçlar, AIDS, hijyen bozukluğu, sıkı çamaşır, sabun, deterjan, hijyenik olmayan pedler, immün yetmezlik, hipotiroidi, stres, partner sayısı ve koit sıklığı.

Tedavi: Nistatin -Azol grupları kullanılmalıdır.

Doğum Kontrol Hapları

Toplumumuzda neden her gün kullanılan doğum kontrol hapı korkusu vardır, halbuki her gün insülin (hormon), tiroid yani guatr ilacı (hormon), tansiyon hapı vb kullanan insanlar, bu haplardan hormon sakın almayın diye korkar.

Çevre, aile, arkadaş gibi etmenler bu korkuya katkıda bulunur.

 

Neden gelişmiş ülkelerde çok ve sık kullanılıyor?

1.    Cilt etkileri çok iyi, akne sivilce tedavisi için ilk önerilecek ilaçlar, çünkü yumurtalıklar tarafından salgılanmakta olan hormonları düzenleyerek buna prolaktin ve böbreküstü hormonları da dahil.

2.    Kistler ve myomların oluşmasını engelliyor.

3.    Adet ağrılarını, adet kanamalarını azaltıyor, yaşam kalitesini artırıyor, kanama azalınca genital enfeksiyon riski de azalıyor.

4.    Adetleri düzenliyor, yumurtlamayı baskılıyor doğurganlığı koruyor,

5.    Emzirenlerde bile kullanılabilen haplar var

6.    Her kadına uygun hap farklı olabiliyor, ilk 3 kutuda ara kanama ve kahverengi lekelenme olabiliyor,

7.    Düzenli kullanımda yüzde yüze yakın gebelikten de koruyor,

8.    15-49’yaş arası değişik dozlarda ayarlanıp rahatça kullanılabilir.

Üriner İnkontinans

Kadınlarda İdrar Kaçırma

 

İdrar kaçırma kadınlarda her yaşta olan ve normal doğumlardan sonra sıklıkla ama sezaryen sonrası da görülebilen bir hastalıktır. Tuvalete giderken istemeden idrarı altına kaçırmadır.

4 çeşit idrar kaçırma vardır.

1- Eforla yani öksürürken, hapşırırken ortaya çıkan.

2- Dinlenme halinde iken ortaya çıkan.

3- Bir ve ikisinin karışımı olarak

4- Sinir iletim bozukluğu sonucu ortaya çıkanlar.

İdrar kaçırma sosyal ve psikolojik hayatı etkiliyor. Rahat olarak hasta ifade edemiyor. Sormadan hastalar söyleyemiyor. Bu nedenle toplumda %1-2 oranı gibi düşük oranda saptanabiliyor.

Tedavide:1—ilaçlar 2—ameliyatlar—3-egzesizler yapılır.

Ayrıca manyetik rezonans ve elektrikle idrar torbası stimülasyonları tedavileri önerilebilir. Sonuçta kesin tedavisi olan bir hastalıktır.

Gebelik Takibi

Gebelikte en çok istenilen sağlıklı bebek doğumudur. Bunu gerçekleştirmek için kan testleri, ultrason taramaları, genetik taramalar ve ebeveyn bilgilendirmesi yapılmaktadır.

Yaklaşık 400 bin sperm ve 20- 60 milyon ml’ deki spermden ortaya çıkacak embriyonun ne denli sağlıklı olacağını önceden belirlemek mümkün olmayabilir.

Genetik risk var mı? Bebek kayıpları var mı? diye sorgulanır.

Bulaşıcı hastalık tetkikleri,( sarılık, toxoplasama, cmv, hıv, kızamıkçık).

Tiroid testleri, biokimyasal analiz .(akş, tkş, üre, kreatinin, sgot, sgpt), tam idrar testi, şeker yükleme 22-28 hf arası yapılabilir.

Folik asit ve b12 alımının gebelik öncesi 12 hf ve sonrası 12 hf devamı, ayrıca gebelik öncesi erkekte de folik asit ve b12 alınmasının mutlaka sağlanması gerekir.

Ayrıca: son adetin ilk gününden itibaren gebeliğin başladığı eşlere vurgulanmalıdır. Çok yapılan bir yanlış da ilişki gününden itibaren gebeliğin hastalar tarafından hesaplanmasıdır..

Normalde biyolojik ritme göre: Her adetin başlangıcında kadının rahimi yeni bir gebeliğe hazırlanır.. Adet ortasında yumurta olgunlaşınca spermle döllenirse ortalama 15 günlük bir gebelik var demektir. Bu nedenle hastaların gebelik takvimidir buna göre 15 gün geriden izler. Normal gebelik süresi de 40 haftadır.

Gebelik takibinde beta hcg kan testi ve kesenin gelişmesi izlenir. 11-13 haftada ense kalınlığı burun kemiği yapısı, baş makat ölçümleri yapılır ve ikili test istenir.

16. haftada üçlü veya dörtlü test istenir.. Ultrasonda beyin, kalp, böbrek, ayak , kol, yüz ve tüm orgnlar izlenir.. Şüphe varsa su alınması yani amniosentez önerilir. Aile isterse yapılır.. Bunu güvenliği %99 civarındadır.. Taramalar 20. haftaya kadar yapılır.. Bunlarla % 85-92 sağlıklı denilebilir.

Gebelerdeki vaginal idrar yolu veya boğaz gibi enfeksiyonlar mutlak tedavi edilmelidir ki gebelikte verilebilecek güvenli çok fazla antibiotik vardır.

32 hf dan sonra fetal kalp takibi- kasılmalar-fetal hareketleri beraber izlemek için için nst yapılır. Riskli gebelerde haftalık veya bazen günlük nst gerekebilir.

Bebek hareketleri anneyede sorulur..15-20 defa günlük enaz bebek hareket etmelidir..

Gebelikte şeker, tansiyon, safra kesesi,damar, varis, karaciğer, idrar yolu, böbrek hastalıkları yakından izlenmeli ve tedavi edilmelidir,

Beslenme, diyet, egzersizler de önerilmeli, vitamin demir desteği verilmelidir. Kramplar varsa magnezyum verilir. Dolaşım bozukluklarında, tansiyon yüksekliğinde bebek aspirini önerilir.

Egzersiz planı da yapılabilir.

Gebelik psikolojisi de ayrı bir takip ve destek ister